
SÖZCÜKTE ANLAM
Sözcükte anlam, bir kelimenin ifade ettiği anlamları inceleyen bir konudur. Bir kelime, temel anlamında kullanıldığı gibi mecaz ya da terim anlamda da kullanılabilir. Bu farklı anlamlar, kelimenin cümle içindeki kullanımı ve bağlamına göre değişiklik gösterebilir. Anlam açısından bu, dilin zengin ve çok boyutlu yapısını gösterir.
Özet Sözcükte Anlam Nedir?
Sözcükte anlam, bir kelimenin tek başına ya da cümle içinde kazandığı anlamları inceler. Bu anlamlar, kelimenin kullanıldığı bağlama göre değişebilir.
Devamını oku: Sözcükte Anlam🔍 Anlam Bakımından Sözcükler
• Gerçek (Temel) Anlam: Kelimenin sözlükteki ilk ve en yaygın anlamı. Örn: “Elma yedim.” (Elma = meyve)
• Yan Anlam: Gerçek anlamdan türeyen, benzerlik veya çağrışım yoluyla kazanılan anlam. Örn: “Kapının kolu kırıldı.” (Kol = kapı parçası)
• Mecaz Anlam: Kelimenin gerçek anlamından tamamen uzaklaşıp soyut bir anlam kazanması. Örn: “Kalbi kırıldı.” (Kalp = duygusal anlamda)
• Terim Anlam: Bilim, sanat, spor gibi alanlara özgü özel anlam. Örn: “Asit baz tepkimesi.” (Kimya terimi)
🔗 Sözcükler Arası Anlam İlişkileri
• Eş Anlamlı (Anlamdaş): Aynı ya da çok yakın anlamlı kelimeler. Örn: güzel – hoş
• Zıt Anlamlı (Karşıt): Birbirine karşıt anlam taşıyan kelimeler. Örn: sıcak – soğuk
• Eş Sesli (Sesteş): Yazılışı aynı, anlamı farklı kelimeler. Örn: yaz (mevsim) – yaz (eylem)
• Yakın Anlamlı: Tam eş anlamlı olmayan ama benzer anlam taşıyan kelimeler. Örn: bakmak – görmek
🌀 Diğer Kavramlar
• Somut ve Soyut Anlam: Duyularla algılanabilen (somut) ya da algılanamayan (soyut) anlamlar.
• Genel ve Özel Anlam: Kapsayıcı (genel) ve daha sınırlı (özel) anlamlar.
• Nitel ve Nicel Anlam: Kaliteyi (nitel) veya miktarı (nicel) ifade eden anlamlar.
• Dolaylama: Bir şeyi doğrudan söylemek yerine başka bir ifadeyle anlatmak. Örn: “Eli açık” (cömert)
• Güzel Adlandırma: Olumsuz bir durumu daha hoş bir ifadeyle anlatmak. Örn: “Hakkın rahmetine kavuştu” (öldü)
2 KAYNAK
Sözcükte anlam, bir kelimenin veya kelime grubunun ne ifade ettiğini, ne anlama geldiğini inceler. Türkçede ve diğer dillerde, kelimeler farklı bağlamlarda değişik anlamlar kazanabilir. Bu, dilin zenginliğini ve karmaşıklığını gösteren önemli bir alandır.
Sözcükte Anlam Türleri
Sözcükte anlam, temel olarak iki ana başlık altında incelenebilir:
1. Gerçek Anlam (Temel Anlam)
Gerçek anlam, bir kelimenin akla gelen ilk ve temel anlamıdır. Kelimenin sözlükteki karşılığı olup, genellikle somut ve herkes tarafından bilinen bir durumu ifade eder. Mecaz anlamın veya yan anlamın aksine, herhangi bir benzetme veya soyutlama içermez.
Gerçek Anlamın Özellikleri
Temel Anlam: Kelimenin ortaya çıkışında sahip olduğu ilk ve en yaygın anlamdır.
Somutluk: Genellikle elle tutulur, gözle görülür veya doğrudan algılanabilir kavramları karşılar.
Doğrudanlık: Herhangi bir yorum veya ek anlam katmanına ihtiyaç duymaz; ne ifade ediyorsa odur.
Evrensellik: Dilin çoğu kullanıcısı tarafından aynı şekilde anlaşılır.
işte gerçek anlamın daha iyi anlaşılmasını sağlayacak bazı örnekler:
- Ayakkabı: Ayağa giyilen, tabanı sert, üstü genellikle deriden yapılmış giyecek.
- Örnek: Yeni ayakkabılarım ayağımı sıkıyor
- Ağaç: Odunsu gövdeli, dallı budaklı, uzun ömürlü bitki.
- Parktaki ağaçlar yapraklarını dökmüş.
- Tatlı: Şekerli, lezzetli yiyecek.
- Örnek: Yemekten sonra tatlı yedik. (Buradaki “tatlı”, yiyecek anlamında kullanılmıştır.)
- Gülmek: Sevinç veya neşeyle yüz kaslarını oynatarak ses çıkarmak.
Örnek: Çocuk sesli sesli güldü.
MECAZ ANLAM
Mecaz anlam, bir kelimenin gerçek anlamından tamamen uzaklaşarak kazandığı yeni anlamdır. Genellikle somut bir kelimenin, soyut bir kavramı veya durumu anlatmak için kullanılmasıyla oluşur. Mecaz anlamlar, dilin zenginliğini ve anlatım gücünü artıran önemli unsurlardır.
Mecaz Anlamın Özellikleri
Gerçek Anlamdan Uzaklaşma: Kelimenin bilinen, temel anlamından farklı bir bağlamda kullanılmasıdır.
Soyutlama: Genellikle somut bir kelimeyle soyut bir kavramın ifade edilmesi söz konusudur.
Kişiden Kişiye Değişebilirliği: Bazı mecaz anlamlar yaygınlaşsa da, bazıları kişisel yorumlara veya kültürel farklılıklara göre değişebilir.
Anlatım Gücü: Düşünceleri daha etkili, canlı ve çarpıcı bir şekilde ifade etmek için kullanılır.
Mecaz Anlam Örnekleri
İşte mecaz anlamın daha iyi anlaşılmasını sağlayacak bazı örnekler:
Yanmak: Gerçek anlamı “ateşle temas ederek tutuşmak” iken, mecaz anlamda “çok istemek, özlemek” veya “üzülmek” anlamına gelebilir.
Örnek: Sınavı kazanmak için yanıp tutuşuyordu. (Çok istiyordu.)
Örnek: Çocuğunun hastalanmasına yüreği yandı. (Çok üzüldü.)
- Tatlı: Gerçek anlamı “şekerli, lezzetli” iken, mecaz anlamda “cana yakın, sevimli” veya “hoş, güzel” anlamına gelebilir.
Örnek: Ne kadar tatlı bir sohbet oldu. (Hoş, güzel bir sohbet.)
Örnek: Çok tatlı bir insandır. (Cana yakın, sevimli.)
- Boş: Gerçek anlamı “içinde hiçbir şey olmayan” iken, mecaz anlamda “anlamsız, gereksiz” veya “yeteneği olmayan” anlamına gelebilir.
Örnek: Boş laflarla beni oyalıyorsun. (Anlamsız, gereksiz sözler.)
Örnek: Bu iş için çok boş bir adam. (Yeteneksiz.)
- Sıcak: Gerçek anlamı “yüksek ısıya sahip olmak” iken, mecaz anlamda “samimi, içten” anlamına gelebilir.
Örnek: Bize çok sıcak davrandılar. (Samimi, içten.)
- Düşmek: Gerçek anlamı “yukarıdan aşağıya inmek, yere temas etmek” iken, mecaz anlamda “başarısız olmak, değer kaybetmek” veya “rastlamak” anlamına gelebilir.
Örnek: İşleri son zamanlarda düştü. (Başarısız oldu, kötüye gitti.)
Örnek: Yolda ona düştüm. (Rastladım, karşılaştım.)
Mecaz anlamlar, günlük konuşmada, edebiyatta ve sanatta sıkça kullanılır. Dilin inceliklerini kavramak ve anlam derinliğini fark etmek için mecaz anlamları doğru anlamak oldukça önemli
Terim Anlam
Bir bilime, sanata, mesleğe veya belirli bir alana özgü, özel ve belirli bir kavramı karşılayan sözcüklerdir.
Örnekler:
Matematik: Denklem, üslü sayı, çarpan.
Müzik: Nota, akor, melodi.
Tıp: Ameliyat, teşhis, tedavi.
Edebiyat: Roman, şiir, kafiye.
Anlam İlişkileri
Sözcükler arasında farklı anlam ilişkileri bulunur:
1. Eş Anlamlı (Anlamdaş) Sözcükler
Yazılışları farklı, anlamları aynı veya çok yakın olan sözcüklerdir. Birbirlerinin yerine kullanılabilirler.
Örnekler:
Okul – Mektep
Siyah – Kara
Hekim – Doktor
Yurt – Vatan
2. Zıt Anlamlı (Karşıt) Sözcükler
Anlamca birbirinin karşıtı olan sözcüklerdir.
Örnekler:
İyi – Kötü
Uzun – Kısa
Gündüz – Gece
Acı – Tatlı
3. Eş Sesli (Sesteş) Sözcükler
Yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları farklı olan sözcüklerdir.
Örnekler:
Yüz: İnsanın veya hayvanın başının ön bölümü / Sayı (100) / Denizde veya havuzda yüzmek eylemi.
Gül: Bir çiçek adı / Gülmek eylemi.
Kır: Kırsal alan / Bir şeyi kırmak eylemi.
Sözcükte anlam konusu, dilin doğru ve etkili kullanımı için temel bir bilgidir. Kelimelerin bağlam içinde nasıl farklı anlamlar kazandığını anlamak, hem okuduğumuzu daha iyi kavramamızı hem de kendimizi daha açık ifade etmemizi sağlar. 🗣️
KAYNAK 3
Sözcük Nedir? Sözcükte Çok Anlamlılık:
Odadaki resme uzun uzun baktı. (Gözle izlemek)
Kardeşime yaşlı bir dadı bakıyor. (İhtiyaçlarını karşılamak)
Buradaki evlerin balkonları hep denize bakar.(Denize yönelmek, deniz tarafında)
Sen babamın böyle konuştuğuna bakma. (Aldırma)
Gitarını yeni almış ama ona çok iyi bakmıyor. (İlgilenmiyor)
Baktı ki bu iş böyle olmayacak, hemen yola koyuldu. (Anladı ki)
KAYNAK 4 TOPARLA
KALIPLAŞMIŞ İFADELER
Yazılı veya sözlü iletişimimizde karşımızdakine bir şeyler anlatmak için kelime dağarcığımızdan seçtiğimiz kelimeleri kullanarak cümleler kurarız. Bunun dışında; kelimeleri önceden bir araya getirilmiş, hangi amaçla ve hangi durumlarda kullanılacağı belli olan cümleler de kullanırız. İşte bu cümlelere kalıplaşmış ifadeler denir.
> Kalıp cümlelerin söz dizimi tıpkı deyimler ve atasözleri gibi zaman içerisinde belli bir biçime girmiştir. Ancak kalıplaşmış cümleler deyim ve atasözü özelliği taşımazlar.
Örneğin; “Ne günlere kaldık!” cümlesi bir atasözü veya deyim değildir, ancak tıpkı atasözü ve deyimler gibi kalıplaşmıştır.
> Kalıp cümleleri her ne kadar konu olarak kaynaklarda çok fazla göremesek de günlük hayatta sıklıkla kullanırız.
Örnek(ler)
» İşimiz gücümüz yok seninle mi uğraşacağız?
cümlesinin “işimiz gücümüz yok” kısmı kalıplaşmış bir cümledir.
» O sokak senin bu sokak benim dolaştık.
cümlesi kalıp cümle özelliği gösterir. Bu cümlede “sokak” ve “dolaştık” sözcükleri değişebilir ama kalıp bozulmaz:
“Bütün gün o müze senin bu kale benim gezdik ama yorulmadık.”
> Kalıp cümleler bir milletin ortak geçmişinden, geleneklerinden, inanışlarından doğar. Ölüm, doğum, düğün, bayramlaşma, selamlaşma gibi durumlarda kullanılan sayısız kalıp cümle vardır. Bu cümleler o toplumdaki herkes tarafından aynı şekilde kullanıldığı ve algılandığı için kalıplaşmış kabul edilir.
Örnek(ler)
» – Happpşuuuuu!
– Çok yaşa
– Sen de gör
» Kolay gelsin. (Çalışan birini gördüğümüzde)
» Eline sağlık. (Yediğimiz yemeği yapan kişiye)
» Sıhhatler olsun. (Tıraş olan veya banyo yapan birine)
» Başın sağ olsun. (Yakını vefat eden birine)
» Geçmiş olsun, Allah şifa versin (Hasta olan birine)
» Afiyet olsun. (Yemek yiyen birine)
» O tabak bitecek! (Yemeğini bitirmeyen çocuğa)
» Nereye bıraktıysan oradadır! (Bir eşyasını kaybeden birin
Günaydın, iyi günler, Allahaısmarladık, Teşekkür ederim, Rica ederim, hoş geldiniz, Bir şey değil, Allah rahmet eylesin, Eline sağlık Estağfurullah, Eyvallah
VİDEO İZLE
Deyimler
Deyimler, genellikle gerçek anlamlarından uzaklaşarak yeni bir anlam kazanmış, bir durumu veya kavramı daha etkili anlatmak için kullanılan kalıplaşmış söz gruplarıdır. Genellikle mecaz anlam taşırlar ve bir yargı bildirmezler; sadece bir durumu ifade ederler.
Özellikleri:
Genellikle mastar halinde biterler (örneğin, “-mek, -mak”).
Bir yargı bildirmezler.
Kelimeleri değiştirilemez veya yerleri değiştirilemez.
Genellikle mecaz anlam taşırlar.
- Örnekler:
Göz atmak: Hızlıca bakmak.
Kulak kabartmak: Gizlice dinlemek.
Baltayı taşa vurmak: İstemeden pot kırmak, uygunsuz bir şey söylemek.
Etekleri zil çalmak: Çok sevinmek.
Ağzı kulaklarına varmak: Çok neşelenmek.
Atasözleri
Atasözleri, uzun gözlemlere ve deneyimlere dayanarak oluşmuş, öğüt veren, yol gösteren veya genel geçer bir yargıyı ifade eden kalıplaşmış sözlerdir. Deyimlerin aksine, bir yargı veya ders içerirler.
Özellikleri:
Genellikle bir yargı bildirirler (öğüt, ders, genelleme).
Söyleyeni belli değildir, anonimdirler.
Kalıplaşmış oldukları için kelimeleri değiştirilemez veya yerleri değiştirilemez.
Genellikle mecazlı veya benzetmeli bir anlatıma sahiptirler.
- Örnekler:
Damlaya damlaya göl olur: Küçük birikimlerin zamanla büyüyerek önemli hale geleceğini anlatır.
Ayağını yorganına göre uzat: Gelirine göre harcama yapması gerektiğini öğütler.
Bir elin nesi var, iki elin sesi var: Birlikteliğin gücünü vurgular.
Akıl akıldan üstündür: Farklı fikirlerin bir araya gelmesiyle daha iyi sonuçlar elde edileceğini belirtir.
3. Özdeyişler (Vecizeler)
Özdeyişler, söyleyeni belli olan, genellikle derin bir düşünceyi, felsefi bir görüşü veya önemli bir yargıyı kısa ve özlü bir şekilde ifade eden sözlerdir. Atasözlerinden farklı olarak, kime ait olduğu bilinir.
Özellikleri:
Söyleyeni bellidir.
Kısa ve özlüdür.
Genellikle evrensel bir gerçeği veya önemli bir düşünceyi dile getirir.
“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” (Mustafa Kemal Atatürk)
“Ne mutlu Türk’üm diyene!” (Mustafa Kemal Atatürk)
“İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir.” (Yunus Emre)
“Yaşamın anlamı, onu yaşamaktır.” (Victor Hugo)